Ramazan Topcan
Ramazan Topcan
tulabasin@hotmail.com
HER ŞEYE ÖZÜR DİLEME HAKKIMIZ OLABİLİR AMA YALANA ASLA
14 Haziran 2016, 17:10






Sosyal cemiyet hayatımızı içten içe kemirip bir virüs gibi toplumsal bünyemize zarar veren davranışlardan biri de yalandır.

Yalan; kişinin gerçeği gizlemesi, bildiğinin aksini söylemesidir. Yalan, çok çirkin bir davranış ve çok büyük bir günahtır. Yalan ve yalancılığı kötü huyların ve günahların en büyüklerinden kabul eden Yüce Dinimiz, aynı zamanda münafık ve kâfirlerin özelliğinin de yalan ve yalancılık olduğunu belirterek şiddetle yasaklamıştır. Ahzab suresi 70. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”

Furkan suresi 72. ayet-i kerimede ise; “ Has Kulların” özellikleri sayılırken; “…asılsız şeylere şahitlik etmezler; boş ve manasız davranışlarla karşılaştıklarında onurluca çekip giderler.” buyurmaktadır.

Has kul olabilmek için Allah’ın (c.c.)  istediği özellikte kul olmak şarttır. Yalan konuşmak ve yalancı şahitlik etmek Kur’an ve Sünnet tarafından yasaklanmış davranışlardandır. Yalan konuşmak ve yalancı şahitlik etmek olsa olsa şeytanın istediği bir davranış olur. Yalanı meslek haline dönüştürmüş olanlar ise şeytanın arkadaşı olmuş olur. Hâlbuki Kur’an’ın ifadesiyle şeytan bizim apaçık düşmanımızdır.

Yalan konuşan bir insan, gerçeği sadece insanlardan gizleyebilir, Allah’tan (c.c.) ise asla. Kur’an-ı Kerim, bu gerçeği Al-i İmran suresi 5. ayet-i kerimede şöyle haykırıyor ; “ Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz.”   

Sosyal hayatımıza da yön veren Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim, Nisa suresi 135. ayet-i kerimede kendimiz başta olmak üzere ana-babalarımız aleyhine bile olsa doğruyu söylememizi istiyor.“ Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayan, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”

İnsan, yalan konuşarak, yalancı şahitlikte bulunarak bu dünyada işini yürütebilir, dünyevî bir cezaya da çarptırılmayabilir. Haksız olduğunu bile bile maddî bir menfaat elde etme uğruna yalan söyleyip, haklıyı haksız, haksızı haklı gösterterek adaleti de yanıltabilir.

Ancak unutulmamalıdır ki hayat, bu dünyadan ibaret değildir. Mü’min, bir ayağı dünyada diğer ayağı ise ahirete olan kişidir. Mü’min, hayatın bu dünyadan ibaret olmadığına inanan kişidir. Mü’min, çok iyi bilir ki dünya, hayat serüvenimizin merhalelerinden sadece bir tanesidir. Bundan sonra, daha ne merhaleler bizleri beklemektedir. Berzah Âlemi ile başlayan ahiret hayatı bu dünyadan gönderdiklerimizle şekillenecektir. Nitekim Haşr suresi 18. ayet-i kerimede bu hususta şöyle buyurmaktadır;“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”   Görülüyor ki, bundan sonraki hayatımız, dünyada yapıp ettiklerimizle şekillenecektir. Cehennemin odunu da buradan gidecek, cennetin sarayı da buradan gidecektir.

Yalan, ibadetlerimizin Rabbimiz katında makbuliyetini etkileyen önemli bir davranıştır. Bu konuda Efendimiz; “ Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah, onun yemesini içmesini bırakmasına değer vermez.”  Buyurmuştur.

Yalan, insanı ateşe götüren son derece tehlikeli bir davranıştır. Bu hususu Sevgili Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dile getirir :“Size doğruluğu tavsiye ediyorum. Zira doğruluk iyiliğe götürür. İyilik ise cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye, doğrunun peşinden koştukça Allah katında doğrulardan yazılır. Yalandan kaçının. Zira yalan, kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye ve yalanın peşinde koştukça Allah katında yalancılardan yazılır.”

Yalan, Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından münafıklık alameti olarak vasıflandırılmıştır.

“Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis münafık olur. Her kimde bunlardan bir şey bulunursa –ondan vazgeçinceye kadar- kendisinde nifaktan bir haslet var demektir. Bunlar:

1-Konuşunca yalan söyler,

2-Söz verince sözünde durmaz,

3-Va’dedince  va’dinden döner,

4- Bir dava ve duruşma esnasında haktan ayrılır.”

 

Bir başka mübarek sözlerinde Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

“Münafığın belirtisi üçtür:

1-Konuştuğu zaman yalan söyler,

2-Söz verdiği zaman sözünde durmaz,

3-Kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder.”

Yine Efendimiz  (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne pahasına olursa olsun doğruluktan şaşmamak gerektiğini şöyle beyan eder: “Tehlikeyi doğru söylemekte görseniz de doğruluktan ayrılmayınız. Zira kurtuluş ancak ondadır.”

Ayrıca yalanla iştigal etmek büyük günahlardan sayılmaktadır. Nitekim Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi? 

Sahabi Efendilerimiz, bildir Ey Allah'ın Resulü! Dediler.

Bunun üzerine, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya karşı gelmek, adam öldürmek buyurdu. Sonra da dayandığı yerden ayrıldı ve oturdu: İyi dinleyin, bir de yalan söz, yalan şahitliğidir, buyurdu. Bu sözü durmadan tekrar ediyordu. Orada bulunanlar: Keşke sükût buyursalar, dediler.”  Buyurdular.

“Bana altı şey hakkında tekeffülde bulunun (söz verin) ben de size Cenneti tekeffül edeyim;

1-Konuştuğunuzu zaman doğru konuşun;

2-Söz verdiğinizde sözünüzü yerine getirin;

3-Emanete hıyanetlik yapmayın;

4-Apış aranızı koruyun;

5-Gözlerinizi harama kapayın;

6-Ellerinizi haramdan uzak tutun.”

 

“Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm.”

Yukarda meallerini verdiğim hadis-i şerifler şunu göstermiştir ki dünya ahiret huzur ve mutluluğunun yolu, doğrudan yana olmak, yalan ve yalanla iş görmekten sakınmaktan geçmektedir.

Adam kayırmanın yaygın olduğu, güçlünün daima haklı görüldüğü günümüz dünyasında bu yüce prensiplere ne kadar da ihtiyacımız var. Yalan, yalancı şahitlik, rüşvet, adam kayırma, gıybet..vs gibi toplumsal hastalıklarımızın tedavisi yine Kur’an’ın ve Sünnetin önerdiği manevî reçetelerle ancak mümkündür. Müslümanın üzerine düşen görev, bu manevî hastalıklardan kurtulması için yapması gereken, Kur’an’ın sunduğu reçeteleri tatbik etmektir.

Son söz olarak söylemek isterim ki, gizliyi de açığı da bilen Allah’tan (c.c.)  hiçbir şeyi gizlemek mümkün olmadığına göre üç kuruşluk dünya menfaati için yalan konuşarak ahiret hayatını mahvetmemek gerekir. Zira mahşerdeki büyük mahkemede müflis duruma düşmek de söz konusudur. Unutmayalım ki her şeye özür dileme hakkımız olabilir ama yalana asla.

 

Selam ve dua ile…


Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Bu yazı 54672 defa okunmuştur.

Tüm Fotoğraflar    

  01.07.2020
 

01.07.2020..

İzlenme: 22

   
  30.06.2020
 

30.06.2020..

İzlenme: 24

   
  23.06.2020
 

23.06.2020..

İzlenme: 51

   
  16.06.2020
 

16.06.2020..

İzlenme: 40

   
  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.
tula basın tula basın
‘’ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR’’!...
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
HİKMET HOCA GİDİCİ Mİ?
B.Ali KAVALCI B.Ali KAVALCI
KANDÖKEN TAŞÖREN CUNTACI
Ramazan Topcan Ramazan Topcan
VAKİT; AYRILIK VAKTİ
Azmi Kandemir Azmi Kandemir
MUHALEFET DEĞİŞEN VE GELİŞEN TÜRKİYE’YE İNTİBAK EDEMİYOR
İsmet KÖSOĞLU İsmet KÖSOĞLU
NECATİ HOCA VE ÇAY TV.


Tüm videolar

  27 Mayıs 1960'ta ne oldu? Videosu
 

27 Mayıs 1960'ta ne oldu?

   
  RİZE TANITIM Videosu
 

RİZE TANITIM

   


KİRALIK EV