Ramazan Topcan
Ramazan Topcan
tulabasin@hotmail.com
ZEKÂT;
23 Haziran 2016, 17:13






Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket gibi anlamlara gelen zekât, dînî bir terim olarak ise, belirli bir malın bir kısmının Allah rızası için muayyen kişilere verilmesine denir.

İslâm’ın beş temel esasından biri olan zekât, hicretin ikinci yılında Medine-i Münevvere’de farz kılınmıştır. Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve hür Müslüman, temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı artma özelliği  taşıyan mala sahip ve bu malını elde etmesinin üzerinden bir yıl geçmiş ise, zekât ile mükelleftir.

Farziyeti, kitap, sünnet ve icma ile sabit bir ibadettir.

Tevbe suresi 103. ayet-i kerimede; “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” 

Nur suresi 56. ayet-i kerimede; “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...”

Beyyine suresi 5. ayet-i kerimede ise; “Hâlbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.” buyrulurken,

Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz de; “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak” buyurmuştur. 

Zekât, namaz ve oruç ibadetleri gibi bizden önceki ümmetlerde de farz kılınan bir ibadettir. Kur’an-ı Kerimde Hazret-i İsmail [a.s.]’den bahs edilirken Meryem suresi 55. ayet-i kerimede şöyle denilmektedir: “O, ailesine (milletine) namazı ve zekâtı emrederdi.” 

Zekât; fevrî bir ibadettir. Yani kendisine zekât vermesi gerekli olan kişi hiç geciktirmeden hemen zekâtını vermelidir. Aksi halde günahkâr olur. Konu hakkında merak edenler (el-Merginânî, el-Hidaye, I, 96; Mehmet Zihni, Nimetü'l-İslâm, II, 5) bakabilirler.

Zekât vermek, Mü’minlerin özelliklerinden biridir. Kur'an-ı Kerim’de kurtuluşa erecek Mü’minlerin özelliklerinden bahs edilirken Mü’minun suresi 4. ayet-i kerimelerde;

“Onlar zekât (verecek hale gelmek) için çalışan kimselerdir."

Maide suresi 55. ayet-i kerimede ise;

“Sizin veliniz ancak Allah’tır, peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir.” buyrulmaktadır.

Öte yandan Fussilet suresi 7. ayet-i kerimelerde de müşriklerin özelliklerinden birinin de zekât vermemek olduğu açık bir şekilde beyan edilmektedir; “Yazıklar olsun o müşriklere ki, onlar zekât vermezler ve ahireti de inkâr ederler.”

 

BİÇARELERE YARDIM ETMENİN MÜKÂFATI:

İslam dini kadar yardımlaşmaya önem veren ve onu yücelten başka bir din olmadığı gibi beşeri bir sistem de yoktur. Bu konuda Maide suresi 2. ayet-i kerimde Yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor: “…..İyilik ve takvada yardımlaşınız. Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayınız……”

Sevgili Peygamberimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] de; “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”  Buyurarak dinimizin karşılıklı yardımlaşmaya, maddî ve manevî dayanışmaya verdiği önemi dile getirmektedir. Yardımlaşmanın ve dayanışmanın sistemleşmiş halidir zekât.

Hadid suresi 7. ayet-i kerimede; “Allah’a ve resulüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de harcayın. İçinizden iman edip böyle harcamada bulunanlara büyük mükâfat vardır.” buyrulmaktadır.

Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz de bu konudaki hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır; “Bir kişi temiz (helal) olan malından sadaka verirse -Allah sadece temizi kabul eder- bir tek hurma bile olsa Rahman onu sağ eline alır ve sizin bir buzağıyı veya tayı büyüttüğünüz gibi onu, dağdan daha büyük oluncaya kadar büyütür.”

“Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölümü bertaraf eder.”

“İnsanoğlu; “malım, malım” der durur. Hâlbuki senin malın; sadece yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğin, ya da sadaka olarak verip kalıcı yaptığındır.”

“Her sabah iki melek yeryüzüne iner ve biri, “Allah’ım, Senin yolunda harcayana, harcadığının yerine yenilerini ver!”, diğeri ise, “Allah’ım, cimrilik yapıp vermeyenlerin mallarını telef et.” diye dua eder.” buyurmuşlardır.

ZEKÂTIN FERDÎ VE TOPLUMSAL FAYDALARI:

Zekât; insanlar arasındaki uçurumu kaldırarak, insanları birbirine yaklaştırır. Zekât; var olan düşmanlıkları dostluğa ve kardeşliğe dönüştürür.  Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz; “Zekât, İslâm'ın köprüsüdür” buyurarak zekât vasıtası ile sosyal hayattaki farklılaşmanın oluşmasının engellendiğine işaret buyurmuşlardır.

Zekât, malın korunmasını, koruma altına alınmasını, temin eden manevî bir sigortadır. Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Mallarınızı zekâtla muhafaza altına alınız. Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi ediniz. Bela dalgalarını dua ve tazarru ile karşılayınız.”

Zekât; fukaralara lütfettiğimiz para değil, fukaranın kazancımızdaki hakkıdır. Zariyat suresi 19. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; “Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.”

Zekât; kulun Allah’a bağlılığını pekiştirir.

Zekât; ihtiyaç sahibinin yüzünü güldüren, kinini söndüren bir ibadettir.

Zekât; kişinin, cimrilik, bencillik gibi kötü huylardan arınmasına vesile olur. Zira İslâm; “Sen çalış ben yiyeyim” veya “Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne” gibi bencil anlayışları temelinden reddederek toplumun alt ve üst tabakaları arasında doğabilecek olumsuzlukları bertaraf eder.

Zekât; insanların dünya malına olan hırsını kırar.

“Nefsin hırs ve cimriliğinden sakının. Çünkü sizden öncekiler hırs ve cimrilikleri sebebiyle helak olmuşlardır. Bu duyguları kendilerine emrettiği için, cimri kesilmişler, akrabalık bağlarını kesmişler ve bozgunculuk çıkarmışlardır.”

“Zulümden sakının. Çünkü zulüm kıyamet günü karanlıklar    olacaktır. Nefsin hırs ve cimriliğinden sakının. Çünkü sizden öncekiler hırs ve cimrilikleri sebebiyle helak olmuşlardır. Bu duyguları kendilerini kan dökmeye ve haramlarını helal kılmaya sevk etmiştir.”

Ayrıca Efendimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]; “İman ile cimrilik kulun kalbinde birleşmez.” buyurmuş ve kendisi de cimrilikten Allah’a sığınmıştır.

Zekât; Allah’ın verdiği servete şükürdür. Zekâtla kiri giderilen mal, bereketlenir ve artar.

Tevbe suresi 103. ayet-i kerimede; “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” buyrulmaktadır.

Dahasını söyleyeyim her şeyden önce zekât; kulun Allah'ın emrine itaat edip, kulluğunu göstermesinin en güzel nişanesidir. Zira Allah [Azze ve Celle] emredince kulun vazifesi; öncelikle neden ve niçinini araştırmadan Yüce Rabbi tarafından emrolunduğu şeyi yapmaktır.

 

ZEKÂTINI VERMEYENLERİN AHİRETTEKİ CEZASI:

Konu hakkında Tevbe suresi 34 ve 35. ayet-i kerimelerde şöyle buyrulmaktadır; “…Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya; işte onları pek acıklı bir azapla müjdele. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak: İşte yalnız kendiniz için toplayıp sakladıklarınız; tadın şimdi biriktirip sakladıklarınızı.”

Âli İmran suresi 180. ayet-i kerimede ise şöyle buyrulmaktadır; “Allah'ın fazlından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırdır; bilakis bu onlar için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

Müslim’de Hazret-i Ebu Hüreyre [Radıyallahu Anh]’ den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz şöyle buyurmuşlardır; “Altın ve gümüşü bulunup da onun zekâtını vermeyen kimse için kıyamet gününde ateşten levhalar hazırlanır ve zekâtını vermedikleri o altınla gümüş, üzerinde kızartılıp onun yanı, alnı ve arkası dağlanır. Bu levhalar soğudukça, miktarı elli bin sene olan bir günde tekrar kızdırılarak iade edilir. Kullar arasındaki mahkeme bitinceye dek bu böyle devam eder. Sonra ya Cennet’e gider, ya da Cehennem’e.” 

ZEKÂTIN KİMLERE VERİLECEĞİ:

Zekâtın kimlere verilebileceği Tevbe suresi 60. Ayet-i kerimede şöyle ifade buyrulmuştur;

“Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğe kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Zekâtın, bu ayette sayılanlar dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ancak aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu, ayet-i kerimede belirtilen yerlere sarf edilmek üzere dernek, vakıf ve kurumlara zekât ve fitrelerin verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Bu yazı 55641 defa okunmuştur.

Tüm Fotoğraflar    

  01.07.2020
 

01.07.2020..

İzlenme: 22

   
  30.06.2020
 

30.06.2020..

İzlenme: 25

   
  23.06.2020
 

23.06.2020..

İzlenme: 52

   
  16.06.2020
 

16.06.2020..

İzlenme: 41

   
  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.
tula basın tula basın
‘’ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR’’!...
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
HİKMET HOCA GİDİCİ Mİ?
B.Ali KAVALCI B.Ali KAVALCI
KANDÖKEN TAŞÖREN CUNTACI
Ramazan Topcan Ramazan Topcan
VAKİT; AYRILIK VAKTİ
Azmi Kandemir Azmi Kandemir
MUHALEFET DEĞİŞEN VE GELİŞEN TÜRKİYE’YE İNTİBAK EDEMİYOR
İsmet KÖSOĞLU İsmet KÖSOĞLU
NECATİ HOCA VE ÇAY TV.


Tüm videolar

  27 Mayıs 1960'ta ne oldu? Videosu
 

27 Mayıs 1960'ta ne oldu?

   
  RİZE TANITIM Videosu
 

RİZE TANITIM

   


KİRALIK EV