Ramazan Topcan
Ramazan Topcan
tulabasin@hotmail.com
VAKİT; AYRILIK VAKTİ
02 Temmuz 2016, 16:51






Kur’an-ı Kerimin adına sünnetullah dediği bir gerçek; “her buluşan ayrılacak.” Evet, vakit; ayrılık vakti. Ramazan-ı Şerif ayını uğurlamaya hazırlandığımız bu günlerde içimizde buruk bir sevinç var. Sevincimiz, Rabbimizin emri olan oruç ibadetini yerine getirme bahtiyarlığımızdan, burukluğumuz ise maneviyat, feyiz ve bereket dolu Ramazan-ı Şerif ayının güzel günlerine veda etmemizden dolayıdır. Ne mutlu, bu mübarek ayda bütün azalarıyla birlikte oruç tutanlara. Müjdeler olsun Ramazan-ı Şerifte kazandığı güzellikleri hayatları boyunca geliştirerek koruyanlara.

İbadetlerimizin ahirete bakan yönü olduğu gibi dünyamıza bakan yönleri de vardır. İbadetler; bir yönü ile topluma olgun, erdemli ve kişilik sahibi neferler yetiştirmek gayesi taşır. Ramazan-ı Şerif ayı geldi ruh dünyamızı kinden, nefretten, hasetten, riyadan, zulümden vb. kötü tutum ve davranışlardan arındırdı ve gidiyor. Âdete insanlara gittiğiniz yol, yol değildir, Cennetin yolu buradan dercesine elimizden tutarak bizlere cennet yolunu, büyüklerin yolunu göstererek gidiyor. Yol varsa budur geri hep angarya diyerek gidiyor. Burada önemli olan Ramazan-ı Şerifin bıraktığı yolda yürüyebilmektir. O, saflığı korumaktır. Onbir ay sonra Rabbimizin izniyle buluşma gerçekleştiğinde  Ramazan-ı Şerifin bıraktığı yolda olabilmektir. Mevsimlik işçiler gibi kazandığımızı tüketmekle meşgul olmamaktır. Kazandıklarımızın üzerine bir şeyler koymanın gayreti içerisinde azimle ve sebatla yürümek idealinde olmaktır.

Mübarek Ramazan-ı Şerif ayı bitiyor. Dolayısıyla ömür takvimimizden bir ay daha eksiliyor. Bize, belli bir zaman için tahsis edilen bu hayatın günleri de bir gün böyle sona erecek ve yeni bir hayata doğacağız. Yeni doğacağımız yurdun adı; “Ahiret” yurdudur. Ahiret yurduna hazırlıklı olmak gerekir. Ahiret yurduna hazırlık ise ancak ibadetleri yerli yerince yapmakla mümkündür.

Yüce Rabbimiz, Asr suresinde şöyle beyan buyuruyor:

“(İnsanlardan) İman edenler ve güzel işler yapanlar, hakkı tavsiye edenler (haktan ve adaletten yana olanlar) ve sabrı tavsiye edenler dışında (kalan), insan, hüsrandadır; (kaybetmeye ve perişan olmaya adaydır).

Bundan dolayı fırsat elde iken zamanımızı iyi değerlendirmeli ve kazandığımız güzelliklere her gün yenilerini eklemeliyiz ki, hüsrana uğrayanlardan olmayalım.

Bizler, Rabbimizin övgüsüne mazhar nasipli insanlarız. Allah’ın [Azze ve Celle], bize değer vermesinin yegâne sebebi, kendisine iman ettiğimizden dolayıdır. İmanımız; ancak salih ve güzel işler yaptığımızda, ibadetleri yerli yerince ifa ve ikame ettiğimiz takdirde daha bir kıymet kazanacaktır. Eğer Hak’tan yana olur, hakkı tutar kaldırır, kulluğumuzun icabını daha da güzel yerine getirirsek kullukta zirveye doğru gideriz. Unutmayalım ki, bütün kazandıklarımızın hepsini koruyabilmek ancak sabırla mümkündür. Nitekim büyüklerimizin; “vücutta baş ne ise, imanı korumak için de sabır aynıdır.” sözü ne de anlamlı değil mi? Eğer gerçekten biz, bu Ramazan-ı Şerif ayında, güzel ahlak hasletlerinin koruyucusu olan sabrı öğrenmiş isek, kazanımlarımızı kaybetme riskimiz o kadar azalacak demektir.

Şimdi esas olan kazandığımız güzellikleri Ramazan-ı Şerif ayından sonra da devam ettirmektir.

PEKİ, NE YAPMALIYIZ!

Bunun için her gün maddî ve manevî bedenimizin ihtiyacı ve her türlü hastalıklarımızın şifası olan, doğru yolu gösteren Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimi anlamıyla birlikte belli periyotlar dâhilinde evlerimizde oluşturacağımız Kur’an mektepleri vasıtası ile çoluk çocuk okumaya devam etmeliyiz.

İmanımızın, sigortası namazdır. Bu muhteşem farzı, vaktinde ve şartlarına riayet ederek eda etmeye devam etmeliyiz.

Allah’ın [Azze ve Celle] bize verdiği rızıklardan bir kısmını ihtiyaç sahiplerine infak etmeye devam etmeliyiz.

Ahlakımızı, etrafımıza örneklik teşkil edecek bir şekilde güzelleştirmeye ve kemale erdirmeye devam etmeliyiz.

Allah’a [Azze ve Celle] karşı ifa ettiğimiz görevlerimizde ihlâslı olmalı, Allah’ın [Azze ve Celle] kullarına karşı da samimi, doğru ve dürüst davranmalıyız.

Haram yemekten son derece sakınmalı, kendilerinden sorumlu olduklarımıza da haram yedirmemeliyiz.

Allah [Azze ve Celle] katında üstünlük, ancak takva iledir. Bu öyle bir ölçüdür ki, İslam'ın yasakladığı ırkçılığı yok eder. Bu münasebetle yaratılanları yaratandan ötürü sevmeliyiz. Ramazan-ı Şerifte yakaladığımız iman ve İslam kardeşliği atmosferini koruyup daha da geliştirmeliyiz.

Ramazan-ı Şerif ayı, bir bakıma zenginlerin fakirleri anlama ayıdır. Fakir olanları senenin diğer aylarında da hatırlamalıyız. Çevremizdeki zar zor geçinenleri görüp, kollamalıyız. Çaresiz insanlara çare, kimsesiz insanlara kimseler olmalıyız.

İsraf etmemeli, lüks ve aşırı tüketimden kaçınmalıyız. Bu şekildeki bir tutum, şeytanın ahlakı sayılan gurur ve kibri önler, insanı daha da mütevazı ve kanaatkâr yapar. Unutmayalım ki, en büyük zenginlik, kanaattir. Tevazu, sahibini yüceltir. Kibir ise alçaltır.

Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin; “Allah’ın rahmeti cemaattedir.” hadisi şerifleri gereğince, Ramazan-ı Şerif ayında kazandığımız camiye ve cemaate devam alışkanlığımızı Ramazan-ı Şerif ayından sonra da sürdürmeliyiz. “Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır.” hadis-i şerifleri ve Yüce Rabbimizin [Azze ve Celle] Tevbe suresi 119. ayet-i kerimede buyurduğu; “sadıklarla beraber olunuz.” ilahî emri gereğince de Allah’ın [Azze ve Celle] sevdiği insanlarla beraber olmaya çalışmalıyız.

Yoğun bir ibadet mevsimi sona ererken, yeni bir döneme giriyoruz. Gelen ay, Şevval ayıdır. Bu ayda yapılacak ibadetle alakalı olarak Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından da altı gün ilave ederse sanki bir yıl boyunca oruç tutmuş gibidir.” Bizler de eğer imkânımız varsa bu oruçları tutalım ve adeta bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba nail olalım.
Şevval ayından sonra da "Hac ve Kurban" ibadeti dönemi başlayacaktır. Hac ve kurban, mal ile yerine getirilen ve imkânı olan Müslümanlardan istenilen bir ibadetlerdir. Bu mühim ibadetleri, kasd olunan mana ve hikmetlerine uygun bir şekilde yerine getirmeliyiz. 

Yüce Rabbimizden bütün ibadetlerimizin kabulünü diliyor, daha nice maneviyat dolu Ramazan-ı Şeriflerde sağlıkla ulaşmamızı niyaz ediyorum.


Selam ve dua ile…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı


Bu yazı 32963 defa okunmuştur.

Tüm Fotoğraflar    

  17.08.2019
 

17.08.2019..

İzlenme: 57

   
  16.08.2019
 

16.08.2019..

İzlenme: 86

   
  15.08.2019
 

15.08.2019..

İzlenme: 91

   
  09.08.2019
 

09.08.2019..

İzlenme: 225

   
tula basın tula basın
‘’ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR’’!...
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
HİKMET HOCA GİDİCİ Mİ?
B.Ali KAVALCI B.Ali KAVALCI
KANDÖKEN TAŞÖREN CUNTACI
Ramazan Topcan Ramazan Topcan
VAKİT; AYRILIK VAKTİ
Azmi Kandemir Azmi Kandemir
MUHALEFET DEĞİŞEN VE GELİŞEN TÜRKİYE’YE İNTİBAK EDEMİYOR
İsmet KÖSOĞLU İsmet KÖSOĞLU
NECATİ HOCA VE ÇAY TV.


Tüm videolar

  27 Mayıs 1960'ta ne oldu? Videosu
 

27 Mayıs 1960'ta ne oldu?

   
  RİZE TANITIM Videosu
 

RİZE TANITIM

   


KİRALIK EV